16 Nisan 2008 Çarşamba

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR





Önce ekli belgeye bir bakın lütfen...

LÜTFEN SONUNA KADAR OKUMAYA ÇALIŞIN VE DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIR VE SORULARIMIN BİLDİĞİNİZ CEVAPLARINI PAYLAŞIRSANIZ ÇOK SEVİNİRİM...
VAKİT AYIRAN OKUYUCULARA ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.....
HERYERDE BULABİLECEĞİNİZ BİRKAÇ GAZETE HABERİ İLE BAŞLAYALIM

3 Haziran 2007, Pazar İstanbul'da gerçekleştirilen 55. Bilderberg Toplantısı sona erdi.

İNGİLİZ-ABD İLİŞKİSİNİN SONU 01 Ağustos 2007 Çarşamba 09:54
İki ülke yollarını ayırdıCamp Daviddeki Bush-Brown zirvesini değerlendiren Amerika ve İngiliz basını, iki ülke arasındaki ilişkilerin sonlandığını yazdı.

( İngiliz Exeter Üniversitesi mezunu olan ve seçilmesi çok sert tartışmalara neden olan )
Abdullah Gül 28 Ağustos 2007 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığıseçiminin üçüncü turunda 339 oy alarak Türkiye Cumhuriyetinin 11.cumhurbaşkanı seçildi


İngiltere 25-27 Ekim tarihlerinde ilginç bir konferansa ev sahipliğiyapacak. Fethullah Gülen'in İslam yorumunu ve bunun dünyayakatkılarını tartışacak 45 bilim adamı Londra'nın en saygın binalarındabir araya gelecek Haber Tarihi : 17 Eylül 2007 (16:41)


7 Ekim, 2007 17:20:00 (TSİ)


Tezkereye Meclis onayıTürk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak ile mücavir alanlaragönderilmesi için hükümete 1 yıl süreyle izin verilmesini öngörenBaşbakanlık tezkeresi 19'a karşı 507 oyla TBMM Genel Kurulu'nda kabuledildi.


22.10.2007 10:19:39


PKK'nın Hakkari Dağlıca'da 12 askerimizi şehit etmesi, başkentingündemine bomba gibi düşerken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ünbaşkanlığında yapılan Güvenlik Zirvesi'nden teröre karşı 'Bedel ne iseödemekten kaçınılmayacak' kararı çıktı ( saldırının yapılış şekliitibariyle IRAK ta bulunan Black Water gibi güvenlik şirketlerinin PKKya teknik destek vermiş olabileceği veya fiilen katılmış olabileceği iddiaları)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere Başbakanı Gordon Brown arasında 23 Ekim 2007 günü Londra'da; Türkiye- İngiltere StratejikOrtaklık Anlaşması imzalandı.


ABD Başkanı George W. Bush ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğanarasındaki görüşme sona erdi. Beyaz Saray'da TSİ 20.15'te başlayangörüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü.05.11.2007 23:41:46
PKK ortak düşmanilan edildi.



Konya'yı ziyaret eden İngiltere Prensi Charles, Mevlana dersi verdi 27Kasım 2007 10:45


Türkiye'yi 37 yıl aradan sonra Kraliçe Elizabeth Mart ayında ziyaret edecek.




Bu arada Abdullah Gül ile RTE arasında güvensizlik temelli bir ilişkiolduğunu gösterir emareler olarak RTE nin ardından bir Cumhurbaşkanınayakışmayacak şekilde Bush la yapacağı ayaküstü denebilecek birgörüşme için ABD ziyareti ve RTE nin otelde Suudi Kralı ile yapacağıgörüşmede yalnız bırakmayarak Otele yani kralın ayağına giderek tümdevlet protokolünü alt üst etmesini not edelim...



Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, İngiltere Genelkurmay Başkanı'nındavetlisi olarak Londra'ya 3 günlük resmi ziyarette bulundu.21 Ocak2008 Pazartesi Saat 16:49.


ve devamında veya öncesinde hava operasyonları ..İspanyadan başlatılanTürban tartışmaları ve Anayasa değişikliği...arkasından da sınır ötesioperasyon .

Cumhurbaşkanın türban ile ilgili onayı Talabani ziyaretiTeröre siyasi çözüm dayatmaları...ve bildik yakın zamanda yaşanan tartışmalar , muhalefet ve askerinde taraf olduğu.. .


VE EN SON OLARAK AKP nin KAPATILMASI İSTEMLİ DAVA.

VE ŞİMDİ BİR AKEDEMİSYENİN KÜRESEL SERMAYE İLE İLGİLİ YAZISINI OKUYALIM....

"19 Aralık 2007 - Doç. Dr. Yaşar ONAY



Günümüzde adına küresel sermaye dediğimiz ancak hiçbir kalıba sokamadığımız bir kavram var.
17. yüzyıldan beri uluslararası sistemi sadece devletlerarası ilişkiler ağı olarak değerlendirmeye alışık olan çoğu insan için soyut bir kavram olan küresel sermayeyi anlamak çok kolay bir değildir. Zira devlet odaklı anlayışta, devletin var olabilmesi için dört temel koşul gereklidir.


Bu koşullar, toprak, nüfus, egemenlik ve tanınırlıktır. Bu koşullardan birinin bile eksik olması durumunda adına devlet denen oluşumdan söz edilemez.

Oysa günümüzde sürekli olarak adı dillerden düşmeyen küresel sermaye bu dört koşuldan hiçbirisine sahip değildir, ancak uluslararası sistemin en önde gelen devletlerinden de daha güçlüdür.

Yani görünmez bir süper güç. Dini olmayan, vatanı olmayan, bayrağı olmayan; ancak dünyanın her yanında etkisi ve gücü hissedilen soyut bir kavram…


Zaten insanların çoğunun küresel sermaye kavramını düşüncelerinde belli bir yere koyamamalarının altında yatan neden de bu olsa gerek.


Biraz da kolayına kaçmak belki…


Zira belli bir devleti ya da belli bir dinsel görüşü ya da bir grubu suçlamak çoğu kez olayların faili meçhul olarak kalmamalarına neden olur.

Ancak bir düşünelim bakalım.

Bugüne kadar faili meçhul olay kalmasın diye kaç kişi gerçekte işlemedikleri suçları yüklenmek zorunda kalmıştır. Kesin bir sayı vermek çok zor, aslında kesin bir sayıya da gerek yok.


Bir tek kişinin bile işlemediği bir suçu kabul etmek zorunda kalması yeterlidir.

Uluslararası sistemi ve bu sistemde olan biten her şeyi anlayabilmek, ama doğru anlayabilmek esastır. Soruna doğru teşhis konulamazsa, bulunan çözümlerin hepsi hatalı olur. Bugün yapılan budur.

Şimdi küresel sermaye denildiğinde ne anlaşılmalıdır, bunun öyküsüne geçelim.


Bu öykü 1700’lü yılların Avrupa’sında başlıyor. Bu aile 1750’li yıllarda Frankfurt’ta yaşıyor. İşleri ise bankerlik…

Ailenin reisi Mayer Aschel. Bu kişi tüm Avrupa’yı saran bir finans ağı oluşturmuş. Bir süre sonra Mayer Aschel beş oğlundan dördünü Avrupa’nın dört büyük kentine yollayarak buralarda şubeler açmasını ister. Bu şubelerin dağılımı şöyledir:

Amschel Mayer (1773–1855) - Frankfurt
Salomon Mayer (1774–1855) - Viyana
Nathan Mayer (1777–1836) - Londra
Calmann Mayer (1788–1855) - Napoli
James Mayer (1792–1868) - Paris

Bu kentlerde yatırım bankacılığına başlayan kardeşler kısa süre içinde çok büyük başarılar elde ederler.

Öyle ki, Napolyon’a karşı Avrupa’nın çoğunluğunun desteğini alarak Waterloo Savaşı’na giren Wellinton dükü bile, savaşın giderlerini karşılamak için Londra’da Nathan Mayer’in bankası tarafından finanse edilir.

Bu beşkardeş ve kurdukları ağ öyle bir hal alır ki, Avrupalı yatırımcıların hepsi dikkatle bu ailenin borsadaki alım satım işlerini takip etmeye ve kendi kararlarını da onların adımlarına göre vermeye başlar. Ailenin en büyük kazancı Waterloo Savaşı’ndan sona olur.

Buna göre Aile savaşın sona ermesinden hemen sonra daha kimsenin sonuçtan haberi yokken ellerindeki hisseleri satışa çıkarır. Bunu Napolyon’un savaşı kazandığı şeklinde yorumlayan diğer yatırımcılarda ellerindeki hisseleri satışa çıkarırlar.


Fiyatlar en düşük seviyeye indiğinde de, aile bu fiyattan hisseleri toplar. Yatırımcılar yaptıkları hatayı anladıklarında vakit çok geçtir ve aile muazzam büyüklükte bir servetin sahibi haline gelir. Kitle iletişim araçlarının henüz gelişmediği bir dönemde Avrupa’nın her yerinde ulaklar ve haberci güvercinlerden oluşan haberleşme istasyonları kuran aile bilgiye en hızlı ulaşabileceği ortamı kendisi için yaratmıştır. (BİLGİ’ye hükmetmek)

Bu olaydan sonra Avrupa’nın en güçlüsü haline gelen aile, aralarında Süveyş Kanalı’nın da olduğu uluslararası dev projeleri finanse etmeye başlamıştır. 1816 yılında, Avusturya imparatoru I. Francis tarafından bu ailenin oğullarından dört tanesine baron unvanı verilirken, ailenin İngiltere’deki temsilcisi Nathan Mayer’e de İngiltere Kraliyeti tarafından baron unvanı verilmiştir. Aile üyeleri bundan sonra aile isimlerinde “de” veya “von” gibi asalet belirten ön ekler kullanmaya başlar.

XX. Yüzyıla gelindiğinde ailenin uluslararası sistemin devletler dışında kalan aktörleri arasında sayıldığı görülür.

Öyle ki, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Britanya’nın Filistin üzerinde Yahudilerin devlet kurmalarına olanak tanıyan ünlü bildirge mektubunu doğrudan bu aileye yollayarak onlardan destek ister.


Böylece sahip oldukları dev ekonomik gücün yanı sıra siyasi güce de sahip olan aile bankerliğin yanı sıra uluslar arası dev grupların birleşme ve satın alma aracılığını da yapmaya başlar. 1962’de yapılan bir araştırmaya göre bu ailenin 1859 yılında altı milyar doların üzerinde mal varlığı olduğu saptanır.


Bu rakamdan yola çıkılarak günümüzde söz konusu ailenin yönetimindeki likit sermaye, hükümet bonoları ve hisse senetlerinin yılda yüzde dört ile yüzde sekiz arasında değişen oranda değer kazandığı kabul edildiğinde ki bu tahminlerin en karamsar tahminler olduğu söylenmektedir, ortaya çıkan sonuç 2 trilyon dolar ile 491 trilyon dolar arasında değişmektedir.


Bugün dünyanın tüm merkez bankalarındaki altının toplam fiyatının 300 milyar dolar olduğu, dünyanın en zengin adamı olarak gösterilen Bill Gates’in servetinin 52 milyar dolar, sürekli adı dolaşan Soros’un 7 milyar dolar, geçenlerde kırmızı halılar sererek karşıladığımız Suudi kralının servetinin 21,5 milyar dolar olduğunu göz önüne alındığında söylenecek başka bir söz kalmıyor. Üstelik dünyanın en zenginleri arasında bu ailenin adı da hiç geçmemektedir.

Ve bu aile gibi sayıları çok fazla olmayan başka ailelerde mevcuttur.

Burada anlatılan bu ailelerden sadece birisinin, yani Rothschild ailesinin öyküsüdür.




Bu ve sayıları çok fazla olmayan aileler küresel sermayeyi oluşturmaktadır.

Şimdi burada bazı ailelerin Yahudi kökenli olmalarına bakarak, yer küredeki her türlü kötülüğün Yahudilerden geldiği sonucuna varmak ki, çok kişinin yaptığı budur, nedeni de yukarıda vurgulanmıştır, hakikati saklamak anlamına gelir.


Yani bu iddialarda bulunan kişiler bilerek ya da bilmeyerek küresel sermayenin ekmeğine yağ sürmektedirler. Zira dinler arası anlaşmazlıkların savaşa dönüşmesi, milyonlarca insanın ölmesi, şehirlerin yıkılması sadece ve sadece küresel sermayenin işine yarar.


Zira küresel sermayenin yeni parolası, “yenisini yapmak için eskisini yık” şeklinde kendisini göstermektedir. Irak’ta yaşananlar bu açıdan değerlendirilmelidir. Günümüzde küreselleşme adı ile sunulan, uluslararası serbest ticaret anlaşmaları, yeni bankacılık yasaları ve sermaye dolaşımını kolaylaştıran düzenlemelerin temel amacı ulus-devlet yapısının aşınmasıdır.

Bugün tüm dünyada devam eden savaşın tarafları da adı, dini, milletine olursa olsun, küresel sermaye ile ulusal sermayedir.

Bu savaş taraflardan birisinin kesin zaferine kadar devam edecektir."


___________________________________________________________________________________

VE NEDENSE BENİM AKLIMA TAKILAN BAZI SORULAR ....

NURCULUKLA VE SAİDİ NURSİ (VEYA KÜRDİ ) İLE İNGİLTERENİN GEÇMİŞTE BİR İLİŞKİSİ VARMIDIR OLMUŞMUDUR....MEVLEVİLİK VE VAHDETİ VUCUTCULUK ACABA BATIDA BAZI MİSTİK ÖRGÜTLENMELERİN PANTEİST ANLAYIŞLARI İLE ÖRTÜŞÜRMÜ ? DİNLER ARASI DİYOLOG TA BU İKİ İSLAMİ İNANÇ BİR ÖN ALMIŞ GİBİMİDİR? TÜRKİYEDE TARİKATCILIK ŞEYHLİK DEVRİM YASALARI İLE YASAK OLMASINA YAĞMEN HAKİM CEMAAT ARTIK NURCU FETTULLAH GÜLEN VE CEMAATİMİDİR....CEMAATİN MİLYARLARCA DOLARLIK FİNANSAL GÜCÜNÜN KAYNAĞI ANADOLU İNSANININ İMANIMIDIR YOKSA NEDİR......?

ABD KONTROLÜNDE OLDUĞU İDDİASI GENİŞ KABUL GÖREN EL KAİDENİN 2002 İSTANBUL SALDIRILARININ HEDEFİ İNGİLİZ KONSOLOSLUĞU HSBC BİNASI ( Kİ ROTHSCHİLD LERİN AMİRAL GEMİSİ ŞİRKETLERİ OLDUĞU İDDİA EDİLİR )
VE SİNEGOGLAR DI.... (ROTHSCHİLDS AİLESİ MALUM YAHUDİDİR.)
ACABA ROHTSCHİLD PARDON BRITISH ETKİSİNDE BİR İKTİDARININ GELİŞİNE TEPKİ MİDİR.... ( 1 MART 2003 TE ABD ASKERLERİNİN IRAKA YAPACAKLARI SALDIRIYA HAYIR DİYEN MECLİS KARARININ ALINDIĞI SIRADA BAŞBAKANIN ABDULLAH GÜL OLDUĞUNU HATIRLTALIM )

TÜRK TELEKOMUN HAKİM HİSSESİNİ SATIN ALAN HARİRİ AİLESİNİN HAKİM ORTAK OLDUĞU SÖYLENEN SUUDİ MERKEZLİ OGER TELEKOM UN BAŞBAKANIN DİZİNİN DİBİNDE OTURDUĞU MÜCAHİT HİKMETYAR İLE BİR İLİŞKİSİ VARMIDR ? HİKMETYARIN SOVYETLERE DİRENİRKEN SİLAH KARŞILIĞI UYUŞTURUCU TİCARETİ İLE BİR İLGİSİ OLMUŞMUDUR CİDDİ BÜYÜKLÜKTE BİR SERVETİ VARMIDIR , BU SERVET ACABA HARİRİR AİLESİ TARAFINDAN İŞLETİLİYOR OLABİLİR Mİ ? TÜM BU OPRERASYON DAHA SONRA İŞİ BİTİNCE ORTADAN KALDIRILAN PAKİSTAN KARACİ MERKEZLİ BCCI BANKASI İLE İLİŞKİLİMİDİR ?BCCI NASIL BİR SÜREÇ SONUNDA VE KİM TARAFINDAN ORTADAN KALDIRILMIŞTIR VARLIĞI NE OLMUŞTUR ? TÜM BU İLİŞKİLERİN YÖNETİCİSİ VE YÖNLENDİRİCİLERİNİN İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ MI6 İLE İLGİSİ VARMIDIR......?

HSBC VODOFONE BP CITIBANK GENERAL ELEKTRİK BRİTİSH TABACO GİBİ DOĞRUDAN YATIRIMCI YABANCI SERMAYEDAR ŞİRKETLER HANGİ AİLENİN KONTROLÜNDEDİR ...

YA 100 MİLYARLARCA DOLARI SICAK PARA OLARAK GETİREN BORSADAKİ HİSSE SENETLERİ İLE HAZİNE BONOLARINI SATIN ALAN YATIRIM BANKALARI VE DİĞER FİNANS KURUMLARI HANGİ AİLELERİN KONTROLÜNDEDİR...

TSK KOMUTA KADEMESİNE ÖNÜMÜZDEKİ EN AZ 6 YIL BAŞKANLIK EDECEK KOMUTANLARIMIZ HANGİ NATO ÜYESİ ÜLKENİN HARP AKEDEMİLERİNDE ÖĞRENİM GÖRMÜŞLERDİR...ACABA KRALİCENİN EN SEÇKİN SAVAŞCILARINI YETİŞTİREN KRALİYET HARP AKADEMİSİ OLABİLİR Mİ ....

400 MİLYAR DOLAR ULUSAL BORCUMUZU YÖNETEN HAZİNEDEN SORUMLU SAYIN DEVLET BAKANIMIZ MEHMET ŞİMŞEK BAKAN OLMADAN ÖNCE ÇALIŞTIĞI YATIRIM BANKASI HANGİ BANKADIR BU BANKANIN YUKARIDA YER ALAN AİLE İLE İLGİSİ VARMIDIR ?ABD BÜYÜK ELÇİLİĞİNDE NE GİBİ GÖREVLERDE BULUNMUŞ VE TÜM BUNLARIN ÜZERİNE İNGİLİZ VATANDAŞLIĞINA GEÇMİŞMİDİR....

SAYIN AKEDEMİSYENİMİZİN YAZISINA DÖNERSEK , ULUSLARARASI KÜRESEL SERMAYE İLE ULUS DEVLETLERİN MÜCADELESİNDE ULULARASI SERMAYE TARAFINDAN ŞEKİLLENDİRİLECEK İLK ÜLKELERDEN OLMA GİBİ DÜNYADA BİR ÖNCELİK Mİ ALIYORUZ...

EĞER ULUSLARARASI KÜRESEL SERMAYE ÜLKEMİZE VE ULUSUMUZA ŞEKİL VERİYORSA BU ŞEKİL NASIL BİR ŞEKİLDİR ...

YARI ŞERRİ ÇOKLU HUKUKU OLAN (MALEZYA TARTIŞMALARI ) İSTANBUL MERKEZLİ BİR KÜRT İSLAM FEDERASYONU ŞEKLİNE ORTAYA ÇIKACAK 'YENİ OSMANLICI' BİR ORTA DOĞU DEVLETİ ŞEKLİNDE YAPILANDIRILMIŞ TÜRK KİMLİKSİZ BİR ÜMMET DEVLETİ HEDEFİNE Mİ GİDİYORUZ....

HADİ HAYIRLISI ......

1 yorum:

Adsız dedi ki...

fütfen aklımı sınayınız.türkiye cumhuriyeti bir savaş mı kaybetmiştir.ne vaad edildide bunlar başa gelmiştir. bu olayların mondros tanne farkı vardır .